30 Temmuz 2017 Pazar

Kitap Yorumu: Sahte Krallık | Leigh Bardugo

Orijinal Adı: Crooked Kingdom (Six of Crows #2)
Yazarı: Leigh Bardugo
Çevirmeni: Ömer Mülazım
Türü: Fantastik, Genç Yetişkin
Yayınevi: Novella Dinamik
Baskı Yılı: Haziran 2017
Sayfa Sayısı: 624

Koşullar her zamankinden daha zor, kaybedilecek şeyler ise daha değerli. 
Kaz Brekker ve ekibi, hayatta kalacaklarına inanmadıkları bir soygunun üstesinden gelmeyi başarır. Fakat büyük ödülü paylaşamadan kendilerini tekrar ölüm kalım savaşının ortasında bulurlar. 
Grisha dünyasının kaderi, şehrin karanlık sokaklarındaki intikam savaşına bağlıdır. 
Kaz ve ekibinin ise ne pahasına olursa olsun bu savaşı kazanmaktan başka çaresi yoktur. 


Leigh Bardugo yarattığı Grisha evrenini günümüz dünyasının en büyük ve tehlikeli sorunlarıyla harmanlayıp belki de genç yetişkin-fantastik türünde yazılan en gerçekçi serilerden birini ortaya çıkarmış. Kargalar Meclisi'ni ilk okuduğumda karakterlerin kalkıştıkları işleri göz önüne alıp yaşlarının bu duruma uygun olmadığını düşünmüştüm fakat yazar ikinci kitapla beraber bu uyumsuzluğu yok etmiş. Karakterlerin yaşları hala 18'in altında, ama yaşadıklarına tanık olup, geçmiş hikayelerini derinlemesine okuyunca onların 15-16'lı yaşlarında birer yetişkin olmaya zorlandığını anlamak zor değil.

"Kargalar insanların yüzlerini hatırlarlar. Onları besleyen, onlara iyilik yapan insanları hatırlarlar ve onlara kötülük yapan insanları..."

Sahte Krallık'ta, Kaz intikam planlarıyla adeta yanıp tutuşuyor. Yine soluk soluğa bir anlatım yine soluk soluğa bir macera garantisi var. Kaz ve ekibi her düştüğünde doğrulmayı öğreniyor. Marifet bu çünkü.

"Sanırım Dunyasha benim gölgem olabilir."
"Bıçak atabiliyorsa bayağı sağlam bir gölge olmalı."
"Suli inancına göre, hata yaptığımızda gölgelerimize hayat veririz. Her günah gölgeyi güçlendirir, en sonunda da gölge senden daha güçlü hale gelir."
"Bu doğru olsaydı benim gölgem Ketterdam'ı ebedi karanlığa gömerdi."

İnsan ticareti, kumar ve ticaret mafyaları, sokak çeteleri, zengin adamların güce ve paraya duydukları açlık... Bardugo bu konuları nakış gibi işlemiş. Bol karakterli kitapların en güzel yanı, her bir karakter üzerinden bir başka hayat hikayesi okuyor olmamız. Nina, Matthias, Jesper, Wylan, Inej ve Kaz... Bu çocukların her biri çok kötü şeylere maruz kalmış, bazıları yaşadıkları travmaları üzerinden atamamış ve Ketterdam onların hem evleri hem de cehennemleri olmuş.

"Senin için gelirdim. Yürüyemeseydim bile sürünerek gelirdim. Ne kadar yaralı olursak olalım oradan birlikte savaşarak çıkardık. Bıçaklar çekili. Ateş ederek. Çünkü biz böyleyiz. Mücadeleyi asla bırakmayız."

İlk kitapta Buz Saray'ına girmeye çalışıp başlarından türlü türlü olaylar geçen ekip, ikinci kitapta Jan Van Eck'in düzenlediği kumpasın intikamını almaya karar veriyor. Hem de ne intikam!

Son sayfalara kadar elden bırakılamayacak bir kitap. Okurken yer yer isyan ettiriyor, kalbinizi parçalıyor, hayal kırıklığı yaşatıyor ama sonra Kaz'ın kafasında dönen çarklarla umutlandırıyor... nihayetinde dolu dolu bir aksiyonla sonlanıyor. Bazı şeylerin ucu açık kaldığı için bu kitap burada bitemez diyor insan, bitmemeli. Hikayesi nihayete kavuşmayan karakterlerin hatırına bitmemeli.

Bakalım Bardugo bu sesimize cevap verecek mi, bekleyip göreceğiz.

Neyse ki bu bekleyişi değerlendirebileceğimiz başka Grisha kitapları var. Bardugo'nun Kargalar Meclisi ikilemesinden önce yazdığı Grisha üçlemesi, ilk kitabıyla beğenimi kazanmış fakat devamını okumam için aşırı bir istek oluşturmamıştı. Sahte Krallık'ta sık sık değinilen Ravka İç Savaşı ve bahsi geçen olaylar nedeniyle şu anda Grisha Serisi'ne yeniden başlayıp bu defa bitirmek kanaatindeyim.

Siz ne düşünüyorsunuz, Grisha Serisi'ni ve Kargalar Meclisi ikilemesini okudunuz mu? Hangi sırayla okudunuz? En çok hangisini sevdiniz?





Beni INSTAGRAMTWITTERFACEBOOK ve GOODREADS'te bulabilirsiniz. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder